Nihat Zeybekci İzmir'e müjdeyi verdi

0
34


bugün, ’de bir politik kimliği temsil ediyor. Yıllarca merkez sağ partilerin yönettiği kent son yıllarda hayat tarzı tartışmalarının ve laik, cumhuriyetçi kavramlarının simgesi olarak anılıyor. Belediye Başkanlığı, Bakanlık görevlerinde bulunmuş, ekonomi konusunda yetkin olan ’nin İzmir Büyük Şehir Belediye Başkan adayı oldu. Takvim Gazetesi Zeybekci ile projeleri üzerine röportaj yaptı. Zeybekci; İzmir’de hayat tarzı sorununun olmadığını, yaşam kalitesi sorunu olduğunu söylüyor…

İzmir’e Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmayı neden istediniz?
İstediğim o kadar çok belli oluyormuş ki… ‚de tarih yazma imkanımız var. Bu şehrin çok önemli bir noktaya geldiğini düşünüyorum. Siyaseten de memlekete hizmet etmek gerekirse belediye başkanlığı beni tatmin edecek bir görev olarak gördüm. Sanayici, ihracatçı, ekonomi ile ilgili branşlarda kendi başına çalışmak başka bir zevk, siyaset denince benim açımdan en tatmin edici görev belediye başkanlığı. Milletvekili olmak istemedim. Belediye başkanlığı da bence ’nin potansiyel olarak, sorun olarak, dokunduğunuz şeyde görünürlüğünüz olan bir alan. Kendi kendinize „Evet, ben iyi yaptım“ deme imkanınız var.

İzmir’in seçmen sosyolojisi nasıldır?
Her yer farklıdır. ‚da, ‚de, ‚da, Trabzon’da ve Diyarbakır’da farklıdır. Aydın daha farklıdır. İzmir, evet doğru, burada şehirler, coğrafya, iklim insanı kendine benzetir, dönüştürür, kendine entegre eder. İzmir’de bu güçlü. Siz buraya geldiğinizde İzmir’e benzersiniz, ne olursan olun. Onun için hep şunu söylerim, Erzurum’daki Ak Partili ile İzmir’deki Ak Partili de farklıdır. Bu bir realite. Erzurum’daki ‚li ile İzmir’deki Ak Partili’nin muhafazakarlık standartları benzer olabilir. Oradaki CHP’li de buradaki CHP’li de farklı

İzmir’de seçmeni en çok etkileyen faktör nedir?
Siz burada hakikaten çok modern, her şeyiyle, altyapısıyla üstyapısıyla, donatısıyla, yeşil alanlarıyla bir şehir inşa ettiğinizde insanlar onunla ilgili otomatik bir dönüşmeye gider. Bizim İzmir’i kendi haline bıraktığınızda başka bir şey var, İzmir’de modern kentleşme, duyarlı kentleşme anlamında, çevreyle ilgili duyarlılık anlamında başka bir resim koyuyorsunuz ortaya. Mesela katı atıkla ilgili örnek olacak bir çözüm geliştirirsiniz. Dönüp şehre diyorsunuz ki, „Katı atık ayrıştırmaya evde başlayalım“, İzmir’de bu kampanyaya çok pozitif dönüş alırsınız. Diğerini yapmadan „Evde ayrıştırma yapalım, ben götüreyim, geri kalanını tabiata dökelim“ deseniz buna olumlu cevap gelmez.

SORUNLARI İDEOLOJİ İLE ÖRTME

Yaptığınız lansmanda „İzmir oyunu kendine versin“ derken ne kastettiniz?
21. yüzyıl İzmir’ine, kendi menfaatine, İzmir milliyetçiliğine versin oyunu demeye çalışıyorum. Oyunu kendine ver. Kişi olarak da kendine, çocuğuna, mahallene, çevrene oyunu ver. Çocuğumuzun, gençlerimizin gelecekteki iş imkanlarının olduğu şehre ver. Oyunu kalkıp da artık bir şekilde bu şehrin meselelerini ideolojik mesele ile örten ya da şehrin meselelerini başka alana taşıyan siyasi, ideolojik, kim olursa olsun, oraya verme. Aklına ver oyunu.

„Aynı yoldan gidip farklı sonuç elde edemezsiniz“ dediniz. Bunu kime söylüyorsunuz?
Bunu kendimiz için söylemedim. Biz projeler anlamında İzmir’in meselelerine sahip çıkan, çok ciddi projeler üreterek kampanyalarında iddialı olduk. İzmirliler olarak biz hem problemden şikayet ederek, hem İzmir , gıda şehri olsun, sanayi şehri olsun, sağlık turizmi şehri olsun, bilim metropol şehri olsun ama ben yine aynı şeyi yapayım. Aynı şeyi yaparak farklı sonuçlar beklemeyelim, kastım o.

ŞEHRİ BIRAKIP YOBAZCA TARTIŞIYORLAR

Hayat tarzı sorunu tartışılıyor nasıl değerlendiriyorsunuz?
İzmir’in hayat tarzı değil, hayat kalitesi sorunu var. İzmir’in bugüne kadar gerçek meselelerini konuşmak, çözmek, gerçek projeler üreterek risk alarak çözmek gerekirdi. O projeleri yaptığınız zaman risk alır, rahatsız edersiniz. 28 tane köprülü kavşak yapacaksınız, insanları rahatsız etmeyecek misiniz? komple ayrıştırarak, kanalizasyon ile yağmur suyunu ayrıştıracaksınız. Bunlar rahatsız eder, bunlar zor işlerdir. Şehrin problemleri bir yana atılıp, bu şehri yobazca başka bir noktada tartışılıyor ve öcü yaratarak bu yapılıyor. Öcü yaratıyorsun ve bu öcünün panzehrinin de kendin olduğunu söylüyorsun. Bu İzmir’e yapılabilecek en büyük haksızlık. Saygısızlık aynı zamanda. 21. yüzyıl Türkiye’sinde, 21. yüzyıl İzmir’inde hala aynı öcü ile aynı söylemle devam etmeye çalışmak bence gericiliktir, başka bir şey değil. Gericiliği illa ki bize öğretildiği anlamda değildir, yobazlık öyle değildir. Yobazlık budur işte.

Bu ve buna benzer konuları anlatmakta başarılı olabildiğinize inanıyor musunuz?
Sonuca baktığınız zaman insanlarımıza tam ulaşamadık. Sonuç elde edemediğinizde vatandaşı mı suçlayacaksınız, hayır. Demek ki anlatmada bir sıkıntımız olmuş. Şimdi anlattığımıza, ulaştığımıza inanıyorum. Şimdi vatandaşlarımız bunu anlıyor. Bence yakaladık.

İZMİR BUGÜN ÖĞRETİLMİŞ ÇARESİZLİK İÇİNDE

İzmir, stratejik olarak küresel ticarette ne anlam ifade ediyor?
Şu anda hiçbir anlam ifade etmiyor ama 21. Yüzyılın dünyasına baktığınızda, 2025’e geldiğimizde bildiğimiz tüm doğrular başka bir noktaya gelecek. Ticaret, lojistik, sanayi, bankacılık, eğitim, havacılık başka olacak. Başka bir boyutta olacağız. 21. Yüzyıl dünyasında Türkiye çok önemli fırsatlara ve fonksiyonlara sahip olacak. Bunları gerçekleştirebileceği en önemli noktalardan biri İzmir olacak. Ben 21. yüzyıl birinci çeyreğindeki İzmir’i hayal ettiğim zaman şu anda maalesef ona hazır görmüyorum. Çaresizlik içinde, öğretilmiş çaresizlik veyahut ümitsiz çaresizlik içinde. Şu anda benim İzmir’de gördüğüm bu. Biz o muassır medeniyet yolculuğunda şehirler düşünüyoruz. Ülkeler değil, şehirler yarışıyor. İzmir’in avantajları var. Amacım İzmir’i o donatıya sahip hale getirmek. Anlatmak istediğim o.

İzmir 3. büyük kentti. Ekonomik olarak birkaç yıl sonra gerisine düşebilir.

Bu şu anlık bir hız. Bu adım adım oluyor.

İzmir’deki yönetimi halk görmüyor mu? Neden kazanıyorlar o zaman?
Halka anlatamadık dememden kastım, net bir şekilde rakamlarla veyahut elle tutulu, gözle görülür örneklerle anlattık. Belki o sırada hazır değildi.

İzmir çok Batı’ya açık, daha modern, dünyada olup biten insanların yaşadığı bir yer. İdeoloji nasıl bu verilerin üstünü kapatabiliyor?
İzmirliler olarak yapamadığımız ortak akılla, diyelim ki İzmir Platformu üretmiş olsaydık, bu platformu bir yol haritası, İzmir’in geleceği ile ilgili bir yol haritası üretmiş olsaydı sivil toplum kuruluşlarıyla, yerel yönetimde etkin bir baskı oluştururdu. Bu bölümde de bir sıkıntı görüyorum. İzmirliler olarak özeleşti anlamında biraz burada sanki her şeyi siyasete teslim etmişiz gibi bir havamız da var.

31 Mart’ta seçim var, 1 Nisan’da görevi devralırsanız, ilk onaylayacağınız proje, ilk yapacağınız iş ne olacak?
Maalesef önce pansumanlar var. Trafikle, ulaşımla ilgili ve çevre. Katı atıkla ilgili çok hızlı bir çalışma yapmamız gerek. Hemen derhal bizim bu 28 kavşakla ilgili projeyi üretim haline, ihale aşamasına getirmemiz gerekiyor. Bunları yapacağız ilk üç ayda. Hem hazırlık hem de ihale dönemleri olacak. Artı bizim mimari estetik anlamda müdahale edeceğimiz bölgeler olacak. Onları bir toparlamamız gerek. Böylece kamu algısını harekete geçirmeye hedefliyoruz.

Sizin kenti yönetirken bir modeliniz olacak mı?
Toplumsal destek önemli. Bu işlerde kamuoyu desteği olmadan işe girerseniz tepkiyle karşılaşırsınız. İnsanların ulaşımını etkileyeceksiniz, evdeki hayatını etkileyecek, toz olacak, çamur olacak.

Projelerinizden bazıları bölgenin lojistik üs olması var. Nedir bu projeler?
Uzun bir süreç o. Altyapı olarak Çandarlı Limanı’nı yaptıktan sonra 70-80 yıldan beri kaybettiğimiz Akdeniz’in liman kenti olma özelliğini kazanacağız. Orası merkez olacak. Transatlantik gemilerin toplandığı bir liman. Balkanlar, Avrupa yüklerinin gelip toplandığı bir liman. Bizim hızlı tren, demiryolu ağları ile yapmak istediğimiz, Bakü Tiflis Kars hattı bitti.

Merkez İstanbul neden İzmir olsun?
Coğrafi olarak en elverişli yer İzmir’dir. İzmir’in bu alanla ilgili bakir imkanları var.

GENÇ İŞSİZLİKTE İZMİR BİRİNCİ

İzmir genç işsizliğin‘ en fazla olduğu şehir. Bu ne anlama geliyor?
İzmirli gençler İzmir’de iş bulamıyor. Çalışacak alan yok. Gerek hizmet, gerek sanayi sektöründe yeni alan yaratamıyorsun, yeni yatırımcıya gel diyemiyorsun. Gel demek ağızla olmaz, iklimi, ortamı yaratmak gerekir. Bürokrasiyle ilgili yerel yönetimlerin çok coşkulu bir şekilde hizmet ettiği bir alan ortaya koyması lazım. O yüzden biz Kent Enstitüleri diyoruz. Buralarda gençleri eğiterek ihtiyaç olan alanlarda onları uygun hale getirmeliyiz.

Yabancı sermaye bizzat gelip buraya yatırım yapacağına inanıyor musunuz?
En avantajlı şehir İzmir. Nitelikli işgücü bulma ve liman bulma anlamında Avrupa’ya ithal edeceksiniz diyelim, Ortadoğu tekstili için İzmir çok uygun. Deniz, demir ve karayolu ile. Avrupa’ya ithal edecekseniz İzmir kapıdır. Buradan daha uygun bir yatırım alanı olabilir. Siz vanaları açarsanız yabancı yatırım gelir. Biz İzmir’i öyle bir hazırlayacağız, pazarlama diyorum, yatırım dünyasına İzmir’i pazarlamak.

İzmir’de pazarlama lafından korkuluyor, tepki alınıyor.
Tepki umurumda değil. Vatandaşımız onu çok da iyi anlıyor. Pazarlama dendiğinde „memleketi sattırmayız“ gibi bir kısır tartışma içine girmeye gerek yok. Başka bir anlama taşınıyor.

Kadına yönelik istihdam projeleriniz var mı?
20 bin kadına istihdam sağlayacağız. Büyük bir rakam, büyük bir ekonomiden bahsediyoruz. 20 bin kadın demek, onlara asgari ücretten ekonomi yaratırsanız 40 milyonluk bir rakam. Onların ürettiği bir ekonomi olacak.

Oradaki halı, geleneksel el sanatlarında üretecekleri alan olacak. E ticarete en uygun alandır. Onları belirli platformlarda e-ticarete sunduğunuzda tekil üretim de olsa dünyanın her yerinde satabilecek hale geliyorsunuz.

El dokuma halı konusunda Türkiye çok yetkindi. Bununla ilgili projeniz var mı?
Bu özelliği kaybettik. Çünkü işgücü anlamında pahalı bir de kırdan kente göçen insanlar o alanı kaybetti. Teması koparttık. Yeniden hayata geçireceğiz ve bununla ilgili yapılacaklar basit. El dokuma halısı bir zamanlar 1 milyar dolarlık ihracat yapıyorduk şimdi 50 milyon dolara düştük. Yeniden aynı seviyeye çıkacağız.

Turizm alanında da projeleriniz var. Antalya gibi bir İzmir’i hayal edebilir miyiz?
Her şey dahil paketlerini biz talep etmiyoruz. Burada 12 ay sürdürülebilecek başka bir turizmden bahsediyoruz. Ağırlık olarak kültür turizmi, coğrafyanın her yanı ile pazarlandığı, sağlık turizmi bizim için önemli. Antalya’nın nüfusu üç milyon, biz dört buçuk milyonuz. Antalya’da yüz otel varsa biz de iki yüz otel olmalı demiyoruz. Bizim kapasitemiz Antalya’nın yirmide biri ise, pazarlayabildiğimiz kadar, etrafımızda dünyanın en zengin arkeolojik alanlarına da yakınız. Yaklaşık bir buçuk saatte tüm bu alanlara ulaşabilir durumdasınız. Prag’a gidin. Sadece şehir olarak, bu sene 13 milyon turist çekti, Prag 30 milyon üzerinde. Neyle yapıyor bunu, kültür turizmi ile yapıyor. Biz fakir miyiz, Prag’dan yüz defa daha zengin değil miyiz? Hedefimiz orası.

DAĞLARINDAN YAĞ, OVALARINDAN BAL AKAR

Ege Bölgesi Türkiye’nin tarım alanlarını da oluşturan bir yer. Tarım alanında neler yapıyorsunuz?
Türkiye’nin süt üretiminde bir numarayız. Tarımsal gayrisafi hasılada iki numarayız. İzmir’i besleyen üç tane muhteşem vadi var. Dağlarından yağ, ovalarından bal akar deniyor. Zeytin ve incir gibi ürünlerde rakipsiziz. Bunlara katma değer ilave etmemiz lazım. İnsanları desteklememiz lazım. Tarımsal ürünlerle dünya markası olmamız lazım. Bizim burada Urla bölgesinde veya bazı yerlerde zeytinyağı artı bağcılık ve şarapçılık. Gram gram pazarlayabileceğimiz şeyler bunlar. Tohumculuk, tarım teknolojileri, seracılık önemli. Seracılıkla ilgili bir yere kadar geliyorsunuz, bir süre sonra enerji üretemezsiniz. Seraların en önemli maliyetlerinden biri, seracılık kış demek, kış zamanı enerji maliyetini aşağı çekerseniz en büyük varlığa sahipsiniz.

ÇÖP SORUNUNU ÇÖZEMEMİŞ İZMİR

Türkiye’nin en büyük ikinci kentinde hala çöp sorunun olması sizi umutsuzlaştırıyor mu?
Yazık değil mi? Hakikaten İzmir’in 21. Yüzyılda İzmir gibi dünya güzeli bir şehirde siz altı milyon altı yüz bin ton çöpü tabiata atıyorsunuz. Bu hem İzmir’e yakışmayan bir şey. Çevre anlamında bazen geldiği zaman mangalda kül bırakıyoruz peki bu nedir? Bu şehirde yağmur suyunu komple kanalizasyona verdiğiniz için arıtmanız yok hükmünde. Bu nedir? Bununla yaşamayı nasıl İzmir’e layık görebilirsin ve buna duyarsız kalırsın. Bu iki kriteri koyduğun zaman gerisini tartışmaya gerek yok.

Halk nasıl buna rağmen neden tercih ediyor?
İzmir’in meselelerini İzmir’de sağlıklı tartışma ortamlarını üretemedik. Başka gündem maddelerine çekiliyor.

Ak Parti, İzmir’i kazanmak için çok arzulaması bazı insanları korkutuyor mu?
Denizli’de 2009 seçimlerinden sonra, Bağırsak Deresi diye bir yer var, 45 bin nüfusu var. İnanılmaz bir kentsel dönüşüm yaptık orada. Yaklaşık 8-9 bin civarında konut dönüştürdük. Yedi yüz civarında park yaptık. Gecekonduları yaparken yıktık. Birileri çıktı, kravatlı insanları şehir içine salıp alakasız mahallelere saldılar. Ellerinde metreler ölçülere. Siz kimsiniz? Biz belediyeden geldik, yıkacağız. Sonra Pamukkale’deki otelleri kapatacaklar diye bir dedikodu yaymaya başladılar. Devamlı söyleyince insanlarda yer ediyor. Belki biz ihmal ettik. İzmir’de bir algı yaratılırken, konu başka yere giderken, hadi canım buna da insanlar inanmaz ki, cevap vermeye gerek yok dedik. Bence kafayı karıştıranları ciddiye alıp üstüne gitmek lazım.

OYUNUZU PARTİYE DEĞİL KENDİNİZE VERİN

Tunç Soyer’in karşısında insanlar size neden oy versin?
İkili bir yarışma olacak. Yüzde 50 kim alırsa o kazanacak. İnsanlar, projelere bakacak. İzmir’in meselelerine bakacak. İzmir’in meselelerini ve projelerini beğenip o projelerle ilgili teknik kabiliyete ve samimiyete bakacak, sonra karar verecek. Verdikleri karar neyse hayırlı olsun. İzmirlilere, hemşerilerime söylüyorum, oyunuzu kendinize, İzmir’e verin, partiye değil. Oyunuzu İzmir’in çocuklarının geleceğine verin. Allah’ın verdiği en önemli hazine akıl. O akıl ile başka algılara kapılmadan, akılla hareket edildiğinde bence İzmir kazanacak.

PROJELER

İZKARAY (Karayolu ve Raylı Körfez Geçiş Projesi) Çiğli – Balçova deniz altı geçiş projesi

RAYLI SİSTEM ( 21 KM’LİK Tranvay hattına 18, 19 km’lik metro hattına 58 km, 136 km’lik İZBAN hattına 70 km yeni yapılacak.)

Alsançak Kruvaziyer Limanı Projesi

Katı Atık Ayrıştırma, Depolama, Geri Dönüştürme ve Enerji Üretme Projesi

Yağmur Suyu- Kanalizasyon Arıtma Projesi

Kemeraltı ve Damlacık Restorasyon Projesi

İzmir Şehir Konservatuarları

Çeşme Sağlık, Spor ve Turizm Merkezi

20 bin kadına istihdam

TAKVİM



Bu Haber ve Resim AHaber´dan alintidir, kaynak https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/02/11/nihat-zeybekci-izmire-mujdeyi-verdi

HINTERLASSEN SIE EINE ANTWORT